Teknoreset
Ana Sayfa > Web > Bizimde Bir Garajımız Olsaydı

Bizimde Bir Garajımız Olsaydı

2000’li yıllara kadar iş adamı deyince büyük şirketlerin, holdinglerin patronları aklımıza gelirdi. Teknoloji hayatımızla bütünleşince bu kavramlar da değişmeye başladı haliyle. Artık iş adamı kavramı büyük bir şirketin yada holdingin patronu demek değil. İnternet sitelerinin, mobil uygulamaların sahipleri de iş adamı statüsünde değerlendiriliyor.

Bu yazımda kaleme almak istediğim asıl konu bu tür internet girişimcilerinin çıkış noktaları. Hepimizin yıllardır duyduğu, dillere pelesenk olmuş bazı cümleler vardır; “Bill Gates Microsoft’u garaj da kurmuş”, “Steve Jobs üniversite bile okumamış”, “Mark Zuckerberg okuldan atılmış”. Bu söylemlerin bizleri ara sıra gaza getirdiği de doğrudur. En yakın örneğini kendimden verebilirim. Facebook‘un kuruluş hikayesini anlatan “The Social Network” filmini izlediğimde, ne yapsam da okuldan atılsam diye düşünmedim değil. 🙂

“Bill Gates şirketi garajda kurmuş kurmasına da bizim garajımız yok ki”, “Steve Jobs üniversitede kafasına göre takılmış ama ben bir dersten kalsam babam beni öldürür” diyenlere hak vermiyor değilim 🙂 Bizim toplumumuzda girişimci olmak da girişimciye destek olan insan olmak da çok zor. Hele bir de bu girişim internet üzerineyse resmen enayi damgası yersiniz. Geçmiş yazılarımda sizlere udemy.com’un hikayesinden kısaca bahsetmiştim. Ülkemizde girişimcilerin düştüğü durumu özetleyen bir olay bence.

Türkiye’de girişimcilik ruhu daha ilkokul çağlarında aile tarafından yok edilmeye çalışılır. Gitar kursuna gitmek istersiniz, saz kursuna yollarlar. Basketbol takımında oynamak istersiniz, futbola yönlendirirler. Kısacası anne ve baba ne yapmak isteyip de yapamadıysa hepsini çocuğa yaptırmak ister. Çocuğun isteği, yetenekleri pek önemsenmez. Sonuçta da iyi para kazanan mutsuz insanlar olur çıkarız.

Kendi kendime düşündüğüm çok oldu acaba benim de bir garajım olsa ne yapardım diye. Sonra farkına vardım ki benim bir garajım olamaz 🙂 Eğer müstakil bir evde oturuyorsak ve bir garaj varsa orası kesinlikle babanın alanıdır. Oraya dokunamazsın, karışamazsın. Baba yüce gönüllülük edip de garajı kullanmıyorsa anne el koyar. Garajı hemen kilere çevirir. Eski eşyalar, turşular, derin dondurucu, kuru bakliyatlar… Hal böyle olunca da garaj bize kalmaz 🙂 Oldu da anne de ısrarlarımıza dayanamayıp garajın bir köşesini bize verdi. Orayı kullanmaya başladık. Kendi kendimize bir şeyler ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. En fazla bir hafta sonra garaja geldiğinizde karşılaşacağınız manzara içler acısıdır. Kendinize göre düzenlediğiniz her şey yer değişmiştir. Şaşırırsınız, hemen annenize sorarsınız ne oldu diye. Alacağınız cevap yüzyıllardır değişmeyen bir cümleyle özetlenir:”Temizlik yaptım” 🙂

Çocukluk çağlarında bu kadar kısıtlı özgürlük tanınan, kendi tercihlerine saygı gösterilmeyen çocuklardan Facebook’u, Twitter’ı bulmasını beklemek sizce de saçma değil mi? Hep soruyoruz bizden neden böyle girişimler çıkmıyor diye. Tamam da nasıl çıksın Allah aşkına. Küçükken duvarı boya ile çizdi diye çocuğa dayak at, sonra ondan aykırı düşünmesini bekle. Olacak iş değil. 🙂

Çocuklarımıza özgürlük alanı tanımalı, kendilerini keşfetmelerine yardımcı olmalıyız. Eğer salonun duvarını boyamasından rahatsızsanız kendi odasındaki duvarların serbest olduğunu söyleyin. Özgür bırakın, hayallerine ket vurmayın. Hayallerine ortak olmaya çalışın. Ancak böyle davranırsak bir şeyleri başarabiliriz.

Hazırlayan : Mehmet Akif ELİGÜL

Bir Cevap Yazın

Yukarı