Teknoreset
Ana Sayfa > Web > Cebimizde Ki Tehlike

Cebimizde Ki Tehlike

Akıllı telefonların her geçen gün yeni bir modelinin çıkması, kullanıcıların en yeni teknolojiye sahip olma isteğini tetikliyor. Onlarca marka yüzlerce çeşit telefon yeni alıcılarını beklerken bizlerde nasıl yapsak da en yenisine sahip olsak diye çırpınıp duruyoruz. Hal böyle olunca bugünkü yazımda Türkiye’nin cep telefonu geçmişini kaleme almak istedim.

Hatırlayanlarınız vardır mutlaka. Doksanlı yılların ortalarına geldiğimiz günlerde cep telefonu ile tanıştı ülkemiz insanı. Tanıştı derken öyle herkesin ulaşabildiği bir lüks değildi. Tabii ki günümüze göre telefonlar pahalı, hatlar ise çok pahalıydı. Gelir düzeyi yüksek olan insanlar tercih edebiliyordu ancak. Çok farklı bir tecrübeydi. Koskoca telefonu cep boyutlarına getirmişlerdi. Halbuki ülkemizin telefon geçmişi ne zorluklarla doluydu. Mahallede bir yada iki evde bulunurdu önceleri. Bağlatmak istesen aylarca sıra beklerdin. Böyle bir iletişim geçmişi olan toplumda haliyle merak ediyordu bu mereti.

Hatırladığım kadarıyla Motorola telefonlar o ara çok gözdeydi. Telefon diyorum ama nerdeyse yarım kilo ağırlığı vardı 🙂 İş görüyordu ama. Daha sonraları Ericsson GH serisi ile tanıştık. Nokia’nın 8810 gibi efsane modelleri o dönemlerde çıktı. Çok hızlı değişimler olmuyordu ama her yeni çıkan telefon ezberleri bozuyordu.

2000’li yıllara yaklaşırken inceden gaza dokundu telefon şirketleri. 6610i ile Nokia yine şaşırtmaya devam ediyordu. Panasonic ise GD serisi ile Türkiye gibi çok önemli bir pazara girmekten geri durmuyordu.

2000’lerin başında ise cep telefonu olayı standarda binmeye başladı. Bu kez yeni özellikler yeni tasarımlar göz alıyordu. Telefon sesi konusunda hassas olan yurdum insanı eklenen özellikler sayesinde kendi bestelerini bile yapmaya başladı 🙂 Birden polifonik diye bir kelime duyar olduk. Anlamını bilmediğimiz, anlam veremediğimiz. Telefon seslerimiz daha havalı daha artistikti artık. Bir dönemi de öyle harcadık 🙂

Bizler için önemli bir gelişmede Nokia’nın 6600 modeli ile huzurlarımıza çıkmasıydı. Aykırı bir tasarım, çok iyi bir kamera, renkli ekran gibi birçok yeni özellik bizleri hayran bırakmaya yetti. Sonraları Siemens, Motorola, Samsung gibi markalar bu bayrağı bugünlere kadar taşıdı.

Şuan kullandığımız telefonlar ise teknolojik olarak ilerlerken, psikolojik olarak bizleri yıpratıyor. İnsan doğası gereği elde ettiği şeyleri bir süre sonra beğenmemeye başlıyor. Bu durum telefonlar içinde böyle. Ama gözden kaçan bir nokta var ki bu da işin ekonomik boyutu. Her yeni telefon bizlere yeni ekonomik yük demek. Arkadaş sohbetlerinde bu tip konularda hep şu sözü duyuyorum:” Tamam da kardeşim almayalım mı? Seviyorum teknolojiyi” . Ben kimsenin para harcamasına falan karşı değilim. Sonuçta kapitalizm çarkı bir şekilde işlemeye devam edecek 🙂 Yeni telefon almak için insanların kendilerini zora sokmasına saçma buluyorum. 20 mp kamera ile 22 mp kamera arasındaki fark emin olun gözümüzle ayırt edeceğimiz boyutlarda değil. Kullanım alanına göre 8, 16, 32 gb’lık cihazlar çok rahat işimizi görecekken 64 gb için kendimizi yormamıza değmez.

Günümüzdeki durumu en iyi özetleyen bir videoyu da sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim. İyi eğlenceler 🙂

 

Hazırlayan : Mehmet Akif ELİGÜL

Bir Cevap Yazın

Yukarı