Teknoreset
Ana Sayfa > Gündem > Geçmişten Günümüze Devletin Teknolojide İzlediği Politikalar

Geçmişten Günümüze Devletin Teknolojide İzlediği Politikalar

Kurtuluş Savaşının kazanılmasının ardından gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresinde Mustafa Kemal; “Yeni Türkiye’mizi layık olduğu kuvvete yükseltebilmek için birinci derecede ve en çok ekonomimize önem vermek zorundayız. Zamanımız tamamen bir ekonomi devrinden başka bir şey değildir. Ulusal egemenlik ekonomik egemenlikle kuvvetlenmektedir. Yeni devletimiz yeni hükümetimizin esasları, bütün programları ekonomi programlarından çıkmalıdır.

Aslında ilkokuldan bu yana hepimize öğretilen Osmanlı Devletinin yıkılma sebebinin sanayi devrimini yakalayamaması iken ardından Atatürk’ün ekonomiye önem vermesi ve ekonominin canlanmasın ise sanayinin gelişimi bu konuya genç devletin verdiği önemi göstermektedir.

Ardından 1. Ve 2. Sanayi planları. Bu önemli adımlar yeni kurulan devletin ekonomik yapılanmalarının belki de temeliydi. Sonrasındaki ekonomik krizler bu krizleri değerlendirmek amacıyla düzenlenen iktisat kongreleri ve 2.Dünya Savaşının başlamasıyla çabaların bir anda sönmesi o arada yardımımıza koşan Marshall Planı

1960’dan sonra biraz daha teknoloji ve yenilikçi uygulamalarda bulunuyoruz. İlk yapılan TÜBİTAK’ın kurulması ve aynı dönemde OECD bilimsel araştırma komitesinin himayesinde Türkiye’nin de yer aldığı Pilot Takımlar Projesi yürütülmüştür. Projenin amacı ise uygun bir ekonomik büyüme hızına erişilmesini teşvik etmeye ve sürdürmeye yönelik plan ve politikalar çerçevesinde, bilimsel araştırma ve teknolojinin refah problemleriyle, en iyi biçimde nasıl ilişkilendirilebileceğinin incelenmesidir.

Bu konulardaki eksiklerimiz belirlenmiş 1980’ler de ihracata yönelik teşviklerin arttırılması bu şekilde kazanılacak artılar ise emek ve kaynağa harcanmış olunup bu nedenle Kore başta olmak üzere hızla gelişen ülkelerde sağlanan yapısal dönüşüm Türkiye’de gerçekleştirilememiştir. Fakat hızla gelişen teknolojiyi yakalayamamanın sonuçlarını daha önceden yaşandığı için bu konuda çalışmalar hiç durmamış 1990’lara doğru Ar-Ge projeleri desteklenmeye başlanılmıştır. Türk Bilim ve Teknoloji Politikası ise 1993-2003” hazırlanarak ileriki yılların bilim ve teknoloji politikaları ana hatlarıyla cumhuriyet döneminin en büyük atılımı olarak adlandırılabilir. Ar-Ge projelerinde çalışan sayısı arttırılmış olup yine aynı zamanda Türk Patent Enstitüsü Kanunu” çıkarılmış ve bu enstitü 1994 yılında faaliyete geçirilmiş, yeni kurulan “Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı” kanalı ile sanayi kesiminin projelerine  AR-GE desteği verilmeye başlanmıştır. Zamanla açılan birçok kurum ve uygulanan birçok proje sayesinde ülkemiz iyi bir teknoloji üreticisi olamasa bile iyi bir teknoloji tüketicisi olmuştur. Artık her alanda teknolojiyi kullanmaya başlanmış özellikle de devlet dairelerinin teknoloji tabanına geçmesi iş sürelerini kısaltmayla birlikte vatandaşın işini de iyice kolaylaştırılmıştır. Fatih projesiyle birlikte her öğrenciye tablet her sınıfa akıllı tahta takılmıştır. Fakat teknolojiye ayak uydurmak dünya genelinde kullanılan teknolojiyi eş zamanlı kullanmaktan ziyade bu teknolojiyi geliştirmek ve teknolojinin yerli üretimini sağlamak olmalıdır. Bu sayede dışa bağımlılık azalacak gelişim yerli olacak ve ülke asıl istikrarını sağlamaya başlayacaktır.

 

Hazırlayan : Ayşenaz HÜYÜK

 

 

İlgili Haberler

Bir Cevap Yazın

Yukarı