Teknoreset
Ana Sayfa > Web > Sosyal Çılgınların Ülkesi; Türkiye

Sosyal Çılgınların Ülkesi; Türkiye

Bir süre sonra Facebook kullanıcılarının birçoğu FarmVille oyununu oynamaya başladı.Zaman geçtikçe oyunun, toplumumuz üzerinde bazı etkileri ve sonuçları da gün yüzüne çıkıyordu.

Bu fırtınanın sonuçlarından biri de,yıllarca bilgisayar başından kalkmadığı için azar işiten çocukların durumuna düşen ebeveynlerin olmasıydı 🙂 Online oyun oynayan gençlere kızarken, ülkece online oyunların ağına düşmüştük 🙂 FarmVille bi Warcraft değildi ama saatlerimizi bilgisayar başında geçirmemize yetiyordu. 🙂

2000’li yılların başlarından itibaren köy hayatını, modernleşmek ve zengin olmak uğruna hızla terk eden ülkemiz insanı nedense bir anda çiftçiliğe merak salmıştı.O terk ettikleri (zaruri durumlardan dolayı ayrılanları hariç tutuyoruz) köylerinde, nasıl hasat yapıyorlarsa, tavukların yumurtalarını topluyorlarsa, ineklerini sağıyorlarsa aynı şeyleri oyunda da yapmaya başladılar. Yardıma ihtiyacı olan, arkadaşından yardım istiyor,bir diğeri komşusuna tohum hediye ediyordu. İşin ilginci, klavye başında yaptıkları bu işlerden çok mutlu oluyorlardı. Aslında bu durum, bilinçaltımızda bize gereken mesajı veriyordu;Doğduğumuz, büyüdüğümüz toprakları özlemiştik.Şehrin beton bloklarına boğulmadan bahçemizde rahatça nefes almayı,taze süt içmeyi,tarlamızı sürmeyi özlemiştik.Toplumun bize dayattıkları ve popüler kültürün etkisi ile mutlu olduğumuz hayatları terk edip milyonluk şehirlerin mutsuz insanları olmuştuk. Hemen hemen hiç kimse bu gerçekleri kendine itiraf edemiyordu. Çünkü hata ettiğini kabul etmek, ülkemiz insanı için alışık olmadığı bir davranıştı.Hal böyle olunca sanal çiftçiliğe devam edip durduk 🙂

Bu tür oyunların dünya üzerindeki etkisi Facebook’un da dikkatinden kaçmamıştı.Oyunları art arda yayına sokuyor, insanları çılgınlar gibi eğlendiriyorlardı 🙂 Farm Hereos senin Candy Crush benim oynayıp duruyorduk 🙂 Tabii her çıkışın bir inişi vardı. Her zaman olduğu gibi ülkemiz insanı yine sıkılmıştı. 🙂

Tam sosyal medya rutine bağladı derken 28 Mayıs 2013’de yine bir tufan kopuyordu internette;Gezi olayları.
Gezi olaylarına kadar, sosyal ağların kitleleri bu denli bir araya getireceğini kimse tahmin etmemişti. Facebook bir yana dursun Twitter alemi yıkılıyordu. Daha önceleri bilinen ama istenilen ilgiyi görmeyen Twitter, artık yeni trend olmuştu. Doğru/yanlış her haber paylaşılıyor,sosyal ağlardan gelen bilgilere göre kalabalıklar oradan oraya sürükleniyorlardı.Resmen sanal bir savaş ortamı vardı. Twitter’da tüm ideolojilerden insanları bulmak mümkündü. Aynı görüşe sahip olanlar birbirini desteklerken karşıt görüşler hain ilan ediliyordu. Sırf iktidar karşıtlığı için sokağa çıkanlarda vardı, din uğruna mücadele ettiğini düşünenlerde.

Aslında sosyal ağların kitleleri bir araya getirmesi olumlu bir sonuçtu. Fakat Türkiye gibi okuma oranı çok az olan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunan,her sosyal durumu “cihat” kavramına bağlayan ve gazla çalışan insanların olduğu ülkelerde böylesine olumsuz sonuçlarda ortaya çıkabiliyordu.

Kısa bir süre sonra devletin demir yumruğu çıktı ortaya. Twitter’a erişim yasağı getirildi.Diğer sosyal ağlarda birdenbire sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Bu durum insanların sosyal ağlarda mücadele(!) etmesine engel olamadı tabiî ki.Asıl bomba, Twitter’a erişimin yasak olduğu günlerde Melih Gökçek’in tweet atmasıydı 🙂 Devlet yasak getiriyor fakat bu yasağı ilk delenlerden birisi Melih Gökçek oluyordu 🙂 Başkentin belediye başkanı bile yasaklara uymazken halkın uymasını beklemek saflık olurdu.

İnternet aleminin ülkemizdeki hal-i pür melali böyle. Sosyal ağların toplum hayatındaki giriş ve gelişme bölümlerini bu yazı dizisinde sizlere aktarmaya çalıştım. Sonuç bölümü ise her kullanıcının kendi hikayesine göre değişir. Önemli noktalara değinmeye çalıştım fakat es geçtiğim yerlerde oldu.Umarım hayatınızdan zaman çalmak yerine hayatınıza anlam katanlardan olmuşumdur.Sağlıcakla kalın…

 

 

Hazırlayan : Mehmet Akif ELİGÜL

Bir Cevap Yazın

Yukarı