After Life

0
76

Selamlar sevgili dostlar, yaklaşın ve kulak verin. Bugünkü konumuz After Life, Peki nedir bu After Life. The Office ve Extras gibi yapımlardan tanıdığımız İngiliz komedyen Ricky Gervais’ in bize en yeni armağanı diyebiliriz. Netflix platformunda yayınlanan dizi, kabaca depresyondaki bir adamın sancılı sürecini espirili bir dille bize anlatmaya çalışıyor. Dizinin başrolünde ise aynı zamanda senaryoya da imzasını atmış olan Ricky Gervais bulunuyor. Daha fazla detaya girmeden evvel sözü, beni bu diziyi izlemeye itekleyen sevgili dostuma paslıyor ve ‘’neden bu dizi’’ diye sormak istiyorum.

Aslında diziyi Netflix’te görür görmez çok heyecanlandım çünkü Ricky Gervais çok sevdiğim bir komedyen, kendisinin birçok stand up’ını izleme fırsatı buldum. Kendisi inanılmaz iğneleyici ve sert. Bu her konu için geçerli, azınlıkları ve tehlikeli konuları  çok seviyor, daha çok diline doluyor. Günümüzde insanlar azınlıklara daha sıcak ve olumlu yaklaşmaya çalışırken o tam tersine bir tokat gibi onların da hatalarını ve komik yanlarını yüzlerine vuruyor. Kim ne der diye düşünmüyor. Şimdi bunlar çok sevdiğim yönleri ve okuyucuların da ‘’kim bu yahu’’ dediklerini tahmin ederek minik bir tanıtmak istedim. Diziye başlama motivasyonumu da Ricky Gervais’e olan sevgimde buldum. Diziye gelecek olursak Rick bu sefer o dalga geçtiği karakterlerinden birine bürünmüş, uzatmadan konuyu açıklamak gerekirse bir adam(Ricky) çok sevdiği eşiyle birlikte tüm yaşam enerjisini ve neşesini de kaybediyor. Ardından inanılmaz bir melankoli çukurunun içine düşüyor. Bunu görür görmez hemen diziyi sana pasladım çünkü Ricky resmen seni anlatıyor.

Ben de yapacak pek bir işi olmayan bomboş bir insan olarak ilk fırsatta diziyi açıp izlemeye başladım ve bir oturuşta silip süpürdüm zira dizi oldukça kısa, yani iş – güç yoğunluğu, çoluk çocuk derdi vesaire gibi sorumlulukları olup da dizi izlemeye fazla vakit ayıramayan izleyiciler için de oldukça uygun. Kuşkusuz dizinin her bir ayrıntısını tutup parça pinçik edercesine inceleyecek ve irdeleyecek halimiz – en azından şimdi ve burada – yok, yine de en azından ricky’nin arızalı karakterini oldukça başarılı bulduğumu söylemem gerek. Dizi izleyiciyi karakterle empati kurmaya zorlamıyor, sevdirmeye çalışmıyor ve gerçekten de böyle bir dertleri yok hatta çoğu zaman ana karaktere(yani Ricky) gıcık bile oluyorsunuz. Karaktere karşı olan empatiniz ve anlayışınız izlemeye devam ettikçe kendi kendine doğal bir biçimde gelişiyor, sizi bu samimi sürecin bir parçası haline getiriyor. Hikayenin sonunda büyük bir aydınlanma yaşayacağınızı falan umuyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bu öyle bir dizi değil. Elbette karakterin yolculuğunun başında olduğu kişiyle finalde geldiği nokta bambaşka ancak hepsi bu, yani hayatınızda bir çığır falan açmayacak ki zaten bu da dizinin derdi değil. Fazla uzatmadan konuyu noktalamak gerekirse izleyin ve tadını çıkarın, hayatınızın anlamını bir diziden çıkaracak kadar da umutsuz haldeyseniz en iyisi bir doktora görünün!

Mücahit MORCOL – Barbaros YAMAN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz