Borat

0
105

Borat: Şanlı Kazakistan Milletinin Çıkarlarını Arttırmak İçin Amerikan Kültürünün İncelenmesi   Herkese merhaba dostlar, bugünkü yazımızın konusu yukarıdaki başlıktan da anlaşılabileceği gibi Borat: Şanlı Kazakistan Milletinin Çıkarlarını Arttırmak İçin Amerikan Kültürünün İncelenmesi  ya da orijinal ismiyle Borat: Cultural Learnings of America for Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan. Şimdi aklınızdan ‘’bu ne biçim giriş arkadaş’’ ya da  ‘’böyle isim mi olur kardeşim sen bizimle dalga mı geçiyorsun’’ gibisinden nidalar geçebilir hatta bunu yüksek sesle daha argo şekillerde de ifade edebilirsiniz fakat filmin tam adı bu. Buna rağmen yazımın devamında sırf bana zorluk çıkarmasın diye –asla okuma kalitesini düşüreceğinden falan değil- filmden kısaca Borat olarak bahsedeceğim.

  Peki, nedir bu Borat ve neden izlemeliyiz? Aslında şimdiye kadar duymadıysanız veya duyup da izlemek için şans vermediyseniz bunu oldukça garipseyeceğimi söylemek zorundayım zira Borat 2006 yapımı bir film, evet 2006. Yine bana diyebilirsiniz ki ‘’kardeşim karşımıza geçip bize neden 13 senelik bir filmden bahsediyorsun şöyle daha taze, fırından yeni çıkmış bir film bulamadın mı?’’. Buna cevabım, evet bulabilirdim lakin film hakkında sağda solda yapılan lakırdıları işittikçe ve yazılan yorumları okudukça fazlasıyla doldum ve bu filmi hak ettiği yere getirmek için birtakım algı operasyonlarına girişmem gerektiğini hissettim. Gerçekte yargı dağıtmak ya da birşeyleri aklamak gibi aşırı asil sayılabilecek bir rolde görmüyorum kendimi, bu film de her filmin olabileceği gibi günahları ve sevapları olan bir film, benim tek istediğim… tek istediğim… Aman neyse işte size ne benim ne istediğimden hadi konuya dönelim.

  Borat, Sacha Baron Cohen’in yarattığı sivri karakerlerden yalnızca biri ve filmin de ana karakteri. Sacha Baron Cohen ise Ali G, Brüno, Amiral General Aladin gibi garip ve aşırı stilize rollerin ve bunların yer aldığı aynı derecede rahatsız edici filmlerin sahibi aktör ve de komedyendir. Sacha aklınıza gelebilecek her türlü hassas konuda –buna ırkçılık, cinsiyetçilik, politika, tecavüz, ensest ve pedofili de dahil- mizah yapan çoğu zaman eleştiri oklarının hedefi olan cesur ve pervasız bir oyuncu. Verdiğim bu bilgilerden sonra bu filmin neden yanlış anlaşılabileceğini ve değerlendirebileceğini de az çok anladınız sanırım, öyleyse filmin akışı üzerinden yavaş yavaş ilerleyelim ve mevzu nedir görelim.

  Dikkat! Yazının devamında filmin içeriğine dair birçok sürpriz bozan yer almaktadır!



Borat, hükümet tarafından ülkesini geliştirmek ve batı kültürünü öğrenmek amacıyla Amerikaya gönderilmek üzere seçilen bir Kazak muhabirdir. Bu onurlu görev için yapımcısı Azamat ve ismi geçmeyen kameramanı ile birlikte işe koyulurlar. Filmin sıradışı yönlerinden biri de gerçekten neredeyse tüm ekibin bundan ibaret olması ve tek bir kamera ile bunun bir film olduğunu fark etmeyen birçok insanla ropörtaj yapılması ve Borat’ın kendini simültane gelişen olayların içinde bulmasıdır. Buradan haraketle filmde gördüğümüz sahnelerin yarı gerçek yarı kurgu olduğunu söyleyebiliriz.

   Film muhteşem çingene ezgileri ile birlikte Borat’ın memleketi küçük çingene köyü Kuscek manzaraları ile açılır. Borat kendisini, ailesini ve memleketini kısaca tanıtırken bu köyün ne kadar geri kalmış, fakir ve enteresan bir yer olduğunu fark ederiz. Gözümüzün önündeki ortam bize fazlasıyla garip gelse de insanlar son derece mutlu ve cana yakındır. Kazakistan ile ilgili bu tasvirler üzerine, okuduğumda iç geçirmeme neden olan ‘’yav ben kazakistana gittim hiç de böyle değil, insanları kandırıyorlar bla bla bla’’ şeklinde bir yorumla karşılaştım, bravo kardeşim sen tam bir dahisin! Büyük oyunu bozdun, helal olsun sana!… herneyse. Muhtemelen Sacha’nın burada yapmak istediği şey, batının Kazakistan hakkındaki bilgisizliğini ve önyargılarını kullanarak kendi komedi anlayışına uygun bir Kazakistan profili çizmek olmuştur yani öyle şeytani bir amacı yoktur. Tam da bu ‘’hayali’’ Kazakistan tasvirleri esnasında  birtakım ensest ve ırkçı durumla karşılaşırız ve film ilk dakikalardan bazılarımız için rahatsız edici hale gelmeye başlar. Örneğin Borat halkın geleneklerinden birini tanıtırken ‘’yahudi koşusu’’ isimli bir olaydan söz eder. Gözünüzde daha iyi canlandırabilmeniz için bunu İspanya’da yapılan, hani şu boğaları serbest bıraktıkları ve tüm insanların boğaların gazabından ayakları popolarına vura vura kaçtıkları saçma festivale benzetebilirim. Aradaki fark ise burada boğanın yerine adeta şeytana benzetilmiş steryotipik bir yahudi tasvirinin olmasıdır, ofansif mizaha hoş geldiniz! Kendisi de yahudi olmasına rağmen filmin ilerleyen kısımlarında ve Sacha’nın diğer  filmlerinde de birçok defa görebileğiniz bu antisemitizm olayını nasıl ‘’yahudi sevici’’ olarak tanımlayabilirsiniz aklım ermiyor. Kesinlikle doğru anladınız, filmi eleştiren organizmalardan bazılarının fikri Sacha’nın yahudi sempatizanı olduğu yönünde. Buradan o arkadaşları tebrik ediyor ancak bir dahakine film izlerken yanlış organlarını kullanmamasını öneriyorum.

  Sonunda sevimli Kazak köyü Kuscek’ten çıkıp Amerikaya vardığımızda, batı-doğu farklılıklarına Borat gözünden ilk defa tanık oluyoruz. Kendi sıcak ve samimi adetlerine göre hareket eden ve karşısındaki kişilerden de aynısını bekleyen Borat metrodaki insanlarla iletişim kurmaya, onlarla tokalaşıp öpüşmeye çalışıyor fakat Amerikalılar bu samimiyete tehdit ve hakaretlerle karşılık veriyorlar. Borat için tam bir hayal kırıklığı. Metrodan bedensel bütünlüğüne zarar gelmeden çıkmayı başaran Borat kalacakları yer olan Wellington Oteli’ne geliyor ve burada da resepsiyon görevlisi ile yaşadığı başarısız pazarlık sahnesi ve asansörü kalacağı oda sanması gibi –çünkü köyündeki tek oda evinde ineği ve diğer dört aile üyesiyle beraber yaşıyor- trajikomik olaylara tanık oluyoruz. New York’ta genel anlamda Amerikan kültürünü öğrenmek için bazı insanlarla görüşüyor ve burada bulunduğu süre içerisinde bu büyük şehirde eğreti bir şekilde bazı maceralara girişiyor. Bunlardan sanırım en akılda kalıcı olanı femisint bir kadın örgütünün üyeleriyle kadınların eğitim alıp almaması ve kadın beyninin bir sincapınkiyle aynı boyutta olduğu gibi konular üzerine  giriştiği oldukça rahatsız edici ve tetikleyici tartışma sahnesi diyebilirim.

  Filmin akışını değiştiren ve farklı bir yön kazanmasını sağlayan olay ise Borat’ın kaldığı otel odasındaki televizyonda Sahil Güvenlik dizisinin yıldızlarından biri olan Pamela Anderson’ ı görmesi ve tabiri caizse ona abayı yakması olur. Kendisine gelen telgraf sayesinde,  zeka özürlü kardeşini ormanda gezintiye çıkaran eşinin bir ayı tarafından öldürüldüğünü öğrenen Borat için artık hiçbir engel kalmamıştır ve Kalifornia’ya gidip aşkını bulmaya karar verir. Yapımcısı Azamat’ ı da gerçek Amerikan kültürünü öğrenmek için Batı yakasına gitmeleri gerektiğine ikna ettikten sonra paralarnın yettiği en ucuz araba ile Kalifornia’ya doğru yola çıkarlar. Azamat uçakla gitmek yerine araba yolculuğunu konusunda ısrarcıdır çünkü yahudilerin 11 Eylül’ü tekrarlamasından endişelenmektedir. Kalifornia’ya bir şekilde vardıktan sonra Borat kendini rodeo gösterisinde Kazak milli marşını okurken bulur ve Amerikan halkı tarafından yine pek hoş karşılanmaz, bunun hemen öncesinde klasik taşralı steryotipi sayılabilecek kovboy şapkalı tutucu bir Amerikalı ile Borat arasında geçen terörizm ve islam konulu diyaloglar yine birçok izleyiciyi koltuklarından sıçratacak kadar serttir.

  Bütün bunların ardından Pamela uğruna çıktığı bu yolda başlarına onlarca trajikomik olay gelir ki bunların hepsini  bu yazıda anlacatak halim yok, gidin filmi izleyin. Borat bir imza gününde Pamela ile karşılaşır ancak işler istediği gibi gitmez ve güvenlik görevlileri tarafından yaka paça dışarı atılırlar. Borat yaşadığı onca taliksizlik sonrası Amerikan rüyasından uyanır, yakın zamanda tanıştığı Luenell isimli cana yakın seks işçisi ile birlikte olmaya karar verir, belgeseli bitirir ve Luenell ile birlikte memleketine geri döner. 

  Peki ben bu filmi neden bu kadar sevdim? Öncelikle film muhteşem bir ofansif mizah örneği, bazıları ahlaki bir çerçeveden bakarak herşeyin mizah konusu olamayacağını öne sürebilir ancak ben öyle düşünmüyorum. Bana kalırsa biraz daha açık fikirli olmalı ve daha farklı açılardan bakabilmemiz gerek ve mizah da bu konuda en faydalı araçlardan biri. Sacha’nın oryantalist bir tipleme olan Borat’ın gözünden çizdiği ‘’batı’’ anlayışı olsun, batılıların ve bu bağlamda daha çok Amerikan halkının dış dünyaya bakışı olsun son derece eleştirel ve ironik bir biçimde verilmiş. Sizlere naçizane tavsiyem, bireysel ve toplumsal hassasiyetlerinizi bir kenara bırakarak bu ve bunun gibi az sayıda olan, ufuk açıcı benzersiz işlere karşı daha önyargısız olmanızdır. Aşın kendinizi ve bu filmi de izleyin!

Mücahit Morcol

İlgili Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz