Hey Gidi Escobar

0
76

Daha önceki yazılarımda kaleme aldığım konulardan biri olan internet özgürlüğü geçtiğimiz haftalarda sosyal medya fenomenlerinden birinin canını bayağı yaktı.

Olayın kahramanı, sosyal medyada Pucca ismini kullanan Pınar KARAGÖZ. Sosyal medyada yazdıklarından dolayı “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını özendirme” suçundan önce 7 yıl hapis ve 4 bin gün adli para cezasına çarptırıldı. Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olumsuz etkilerini göz önünde bulunduran mahkeme, cezada indirim yaparak 5 yıl 10 ay hapis cezasına hükmetti. Sanığın günlüğü 20 lira olmak üzere 3 bin 333 gün toplamda 66 bin 660 lira adli para cezası ödemesine karar verildi. Mahkeme, sanık hakkında verdiği hapis cezasını ertelemedi. Aynı davada yargılanan diğer sanık Burak Aydoğduoğlu hakkında açılan davanın, sanık hakkında İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de aynı eylem açısından görülen bir dava bulunduğu gerekçesiyle reddine hükmetti. Karar sonrası Pucca yayınladığı video ile isyanını dile getirirken, binlerce kişi de onu destekledi.

Bir de Pucca’nın 5 yıl 10 ay ceza almasına sebep olan yazılara bakalım. “Bir uyuşturucu kullanma hakkın var. Hayatında ilk defa sadece bir kere, hangisini seçerdin?” “Yüzlerce fakir fakir kokan medelinli o beğenmediğiniz uyuşturucu sayesinde evlerine ekmek götürdü,ekmek!!!” “Yine kısmetse olur uyuşturucu batağına düştüm.” “Bir uyuşturucu duyarı kasmadığımız kalmıştı, yeterr ya duyar duyar şiştimm”

Şahsen ben bu mesajlarda atfedilen suça dair hiçbir şey göremedim. Uyuşturucu kullananların bile bu kadar ceza almadığı ülkemizde, sosyal medyada yazdığı bir yazıdan dolayı 5 yıl ceza verilmesi gerçekten insanı şaşırtıyor. Burada asıl konu bir sosyal medya fenomeni değil ki Pucca takip ettiğim biri de değil. Konu şu: “Toplumsal problemleri çözmek”. Eğer problemleri çözmek istiyorsanız, o problemin kıyısında köşesinde dolaşmazsınız. Kaynağına inersiniz. Pucca olayı da tam olarak böyle. Ülkede uyuşturucuya özendiren sadece tweetler var sanki. Özendirenlerin(!) peşine düşmekte çok mahiriz ama satanların peşine düşerken de aynı derecede hassas mıyız? Büyük kentlerin her köşesinde torbacılar cirit atıyor. Bunu bilmeyen yoktur sanırım. Şüphesiz emniyet güçleri mücadele ediyor ama neden bitmiyor bunlar?

Kişisel haklara saldırı, hakaret gibi suçlar için sosyal medya yada günlük hayat diye ayırt edilmeksizin adli cezalar verilmesini sonuna kadar destekliyorum. Fakat bu durum öyle bir şey değil. Umarım yanlıştan dönülür ve bu ceza adalet sistemimizde kara leke olarak yerini almaz.

Hazır konu uyuşturucudan açılmışken 2018 yılı Kasım ayında İç İşleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun söylediği bir söz geldi aklıma. Şöyle diyordu bakanımız: “Okulun çevresinde bir uyuşturucu satıcısını gördüğümüz zaman, beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar, ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir. Suçunu bana atsın. Bunun suçu neyse, 5 yıl içeride yatmaksa yatarız, 10 yıl içeride yatmaksa yatarız, 20 yıl içeride yatmaksa yatarız”. Bu konuşmanın üzerinden yaklaşık 8 ay geçti. Peki bu zaman zarfında polis tarafından ayağı kırılan bir uyuşturucu satıcısı duydunuz mu yada gördünüz mü? Ben görmedim de …

Hazırlayan : Mehmet Akif ELİGÜL

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz