Teknoreset
Ana Sayfa > Gündem > Yakın Geçmiş Hakları

Yakın Geçmiş Hakları

İnsan haklarının temelinde insanca bir yaşam sağlama vardır.insanın yaşaması için hak verilir ve kişi kendi haklarına göre yaşamalıdır.Oysa hak, verilen değil alınan bir şeydir. Hak verilmez alınır. Yaşadığımız döneme gelene kadar geçen yıllar, yollar, dönemler de hep bu şekilde olmuştur.İnsanın hakkı var, insanın aklı var. Hak verilmezse, hal alınır.

Dünyada yaşayan tüm insanların sadece ‘insan olmaları’ gerekçesiyle sahip oldukları haklar, evrensel insan haklarıdır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ise ; ”bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler”,sözleri  geçmektedir. Doğduğumuz yer eşit değilken  bizlerin, insanların nasıl eşit doğduğu, doğacağı tartışılır. Muhakkak  bu tartışma taraflı ve adil olmayan bir tartışma olacaktır. Öncelikle bizler düşünce ve ifade özgürlüğümüzü elimize almalıyız ki eşit doğmadık ama eşit yaşıyoruz diyebilelim. Hak ve eşitlik konusunda birçok eksiğimiz var. Ama insanın yaşaması için en temel haklar ne ise ifade ve düşünce haklarımız bunlardan sonra gelir. İnsan kendi haksızlığını ve hakkını dile getiremedikten sonra bir başkasının haksızlığında konuşması  mümkün olabilir mi?

Farklı varlıklarız, hepimiz farklıyız. Hepimiz düşünen, sorgulayan ya da böyle olması gereken insanlarız. Düşünen varlıklarız. Düşünmemizi, sorgulamamızı engelleyenlere karşı bu özgürlüğümüzü kısıtlayanlara karşı haklarımızı talep etmeliyiz. Talep edilen hak alınır. Farklı düşünen insanlarız. Kimse kimseyle aynı düşünmek zorunda değil ama saygı duymak zorundadır. Örneğin,herhangi bir matematik sorusunun cevabının bir doğru cevabı vardır. Ama farklı çözüm yolları vardır. Bir olaya, duruma aynı pencereden bakma zorunluluğu yoktur. Kişinin düşüncesi kendine bir başkasına dayatma yapamaz. Ama her  yerde geçerli bir kural var; bizim düşüncemize uymayan kişileri aşağılama ve onun baktığı pencereden bakamama kuralı.

Bu kurala uygun olarak  kısa zaman önce yaşadığımız bir günü ve devamından bahsetmek doğru olur.Hayatımızı etkileyen  bir dönemden geçtik. Seçim zamanı geldi geçti. Ama biz kendimize gelemedik. Sosyal medya  yoğun, insanlar yorgun.. Her seçimde   olduğu gibi birbirimize saygı duymadık. Herkesin kendi düşüncesi, herkes görüyor, duyuyor. Peki bu aşağılama nedir? Başka bir insan, benden farklı düşünen bir insan olabilir. Maddi ve manevi olarak kötü sözler sarfetmek neden, niçin? 

Mustafa Kemal’in bize miras bıraktığı bir cümleyle konuya virgül koymak tam zamanıdır.”Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine  sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.”


Zeynep Farah ÖZDEMİR

Bir cevap yazın

Yukarı